İnternet Sitesinin Kalitesini Ölçmek

24 Eylül 2008 Halil Ahmet ÇAKIR Kategori Belki Lazım Olur, Bilişim & İnternet Dünyası, Düşünü'yorum 4 Yorum »

Bir internet sitesinin kalitesi nasıl ölçülür?

Birçok webmaster sitesinin yla ve/veya ’si ile övünür, satış ve alış işlemlerinde bunlara dikkat edilir.

Peki, ziyaretçi sayısı ve kaliteyi yansıtır mı?

Birkaç sene öncesine kadar bu sorunun cevabı kısmen de olsa “Evet” idi.

Ama artık HAYIR!

Çünkü ndan ve/veya ‘den daha gerçekçi olarak kaliteyi ölçmemizi sağlayacak özellikler var artık.

Peki nedir bunlar?

  1. RSS Takipçi Sayısı
  2. Hemen Çıkma Oranı

Şimdi bunları tek tek inceleyelim.

  1. RSS Takipçi Sayısı: Özellikler bloglar için en belirleyici etkendir. Bu sayı sitenizin “çekirdek ziyaretçi kitlesi”ni oluşturan kişileri gösterir. Bu sayının yüksek olması ve/veya giderek yükselmesi sitenin kaliteli olduğunun bir işaretidir.
  2. Hemen Çıkma Oranı: Bu oran anasayfanıza gelen ziyaretçinin diğer sayfalarınızı ziyaret etmesiyle ilişkilidir. Anasayfanıza gelen bir ziyaretçi diğer sayfalarınızı da gezerse bu sitenizin ziyaretçinin ilgisini çektiği anlamına gelir. Bu oran % 0 ‘ a ne kadar yakın olursa o kadar iyidir.
  3. : Ziyaretçi istediği içeriği sunmayan siteden hemen uzaklaşır. Ancak istediği içeriği sunan sitede dolaşacak, vakit geçirecektir. Bu sürenin uzun olması kalite değerlendirmesinde önemli bir faktördür.

Eğer bir internet siteniz varsa ziyaretçi sayısı ve/veya ‘den çok yukarıda ki 3 maddeyle övünmeniz daha doğru olacaktır. Veya  bir internet sitesi satın almayı düşünüyorsanız yukarıda ki 3 maddeyi dikkate alarak kararınızı vermeniz daha doğru olacaktır.


Unutulan Bir Olay : Kart Yollamak

21 Eylül 2008 Halil Ahmet ÇAKIR Kategori Düşünü'yorum, Sevgili Günlük 1 Yorum »

Daha 8-9 sene öncesine kadar babamın bayramlarda yolladığını hatırlıyorum. Hatta evin bir yerinde hâlâ o boş kartlar doldurulmayı bekliyor.

8-9 sene öncesine kadar devam bir olaydı yollamak. Kartlar özenle seçilir, yazıya da en az kartlar kadar dikkat edilirmiş.

Sonra birden hayatımıza cep telefonu ve internet girdi. İnternetten bulduğumuz güzel kafiyeli mesajlarla bayramları “kutladık“, özel günleri “kutladık“, başarıları “tebrik ettik“. Bütün duygularımızı, düşüncelerimizi bizi biz yapan herşeyi 160 karaktere sığdırdık.

Belki yollamak daha ucuzdu, daha kolaydı. Ama bir mektubun, ın yakınlığı var mıydı ?

Yazımı buraya kadar okuduysanız muhtemelen ” Herkes aynı şeyleri söylüyor, ama kimse yine yollamıyor. ” diyorsunuzdur.

Ancak, ben böyle yapmayacağım. Eğer yetiştirebilirsem bu Ramazan Bayramı’na yetiştiremezsem ise en yakın milli/dini bayramda takip ettiğim blog yazarlarına, internet aracılığıyla tanıştığım, alışveriş yaptığım herkesin bir şekilde açık adreslerini öğrenip yollamayı düşünüyorum. Eğer bunu başarabilirsem bir gelenek haline getirmeyi ve her bayramda/özel günde yerine getirmeyi plânlıyorum.


Düşünü’yorum # 2

14 Eylül 2008 Halil Ahmet ÇAKIR Kategori Düşünü'yorum Yorum Yok »

’nin adını ilk ’de duymuştum. O dönem Şahan Gökbakar’ın ’de “Dikkat Şahan Çıkabilir” adlı programı vardı. Aynı Holdingin kuruluşlarının reklamı oluyordu genelde.
Bunlar WOW Otelleri ve ’ydu.

Sonra bir şekilde ile mektup gönderme gibi bir hata yaptım. Bir mektubu Ayvalık’tan Altunizade’ye 7 günde götürdüler. Çok işten tebrik ettim kendilerini :)

Aradan 2,5 yıl kadar bir süre geçti. Artık ne ’i izliyordum ne de kullanıyordum.

Sonra bir haber çıktı.

bir otel inşaatı için ’nde ki Pina Yarımadası’nı kaçak olarak dolduruyordu. Hatta öyle bir doldurmuştu ki yörenin haritasında değişikliğe sebep olmuştu.

Bu olayla ilgili bir yetkilisi açıklama yaptı.
“İzin için başvurduk. Zaman kaybetmek istemedik. Biz büyük bir şirketiz, zaten o izni alırız.” Dedi.

Kısa bir süre sonra “büyük şirket” olmanın güzel bir şey olduğunu öğrendik. Çünkü “büyük şirket”in yetkilisinin dediği gibi olmuştu, izni almışlardı.

Kısa bir süre sonra ’de “Kentlerin Dili” adlı bir program başladı.

“Biz aslında çevrecinin daniskasıyız! Hastasıyız doğanın, kültürün, tarihin. Tabii yerseniz…” mesajı veren bir programdı.

Bu programın başlamasından 2–3 hafta kadar sonra gazetelerin ekonomi bölümlerinde bir haber gördüm.

, atık kargo poşetleriyle ayda 2 okul yaptıracak.” Biz bu tarz hareketlere kameraya oynama adını veriyoruz.

Sonra 5–6 ( belki 7) hafta geçti… Yine bir haber çıktı.

’in göz diktiği ama orman niteliği taşıdığı için alamadığı alanlarda yangın çıkmış ve bu yangınlardan sonra alan orman niteliğini kaybettiği için ( 2B’yi savunanlara o yanan ağaçlar … ) alıyor ve oteller yapıyordu.

“Çevre ve Orman Bakanı” ( Artık hangi ormana nasıl bakıyorsa… ) her orman yangınından sonra bozuk plak gibi “Yanan yerler kimseye peşkeş çekilmeyecek. Derhal ağaçlandırılacak.” diyip dursa da, yanan ormanların yerinde ’in turistik tesisleri bitiveriyordu.

Tabiat “aşığı” ;

Sen paraya doymaz mısın?

Bu para hırsının bitmesi için daha kaç ormanın yanması, kaç denizi doldurman lazım?

Bütün ormanlar senin otellerinle dolduğunda, bütün denizleri doldurduğunda mutlu olacak mısın?

Zannediyor musun ormanı olmayan bir ülkeye turist yağar? Ya da denizi çocuk havuzuna çevirdiğin de “turizm kralı” mı olacağını sanıyorsun?

Belki bir şekilde okursun bu yazıyı ( keşke ) .

Ben bu ihtimali değerlendirip sana şu sözü armağan ediyorum: “Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde; beyaz adam paranın yenilemeyen bir şey olduğunu anlayacak!”


Adalet ve Eşitlik

15 Temmuz 2008 Halil Ahmet ÇAKIR Kategori Düşünü'yorum Yorum Yok »

Ergenekon Soruşturması kapsamında bir yıl önce suç örgütüne mali destek sağladığı iddiasıyla gözaltına alındı,tutuklu yargılanmasına karar verildi.

Sağlam girdiği hapishanede ‘Akciğer kanseri, beyin ve kemik metastası (sızması)’ teşhisi kondu.

Nedense sağlık sorunları olmasına rağmen bir türlü tahliye olamayan Kuddisi Okkır ölümünden 3 gün önce tahliye edildi.

Suç örgütünü mali destekte bulunmakla suçlanıyordu.

Ancak ailesi hastahane masraflarını bile ödeyemedi.

Oysa ki.

” davasında suçlu bulunmuş biri şimdi Altınolukta ki yazlığında ““nin bitmesini bekliyor.

Bu sırada denize girebiliyor.

Evine konuk kabul edebiliyor.

Gerektiğinde dışarı çıkabiliyor.

Kısacası istediği bir çok şeyi yapabiliyor.

Biri resmi olarak neyle suçlandığını bilemeden öldü,bir diğeriyse “Bize oy vermeyen patates dinindendir” demiş , milletin trilyonu iç etmiş olmasına rağmen yazlığında 11 aylık ““nin bitmesini beklemektedir.


İki Yüzlülük

01 Temmuz 2008 Halil Ahmet ÇAKIR Kategori Düşünü'yorum Yorum Yok »

Yargı; partisi,parti üyeleri veya görüşlerine yakın kişiler yada görüşleri alehine bir karar verince ağzı kapanmayan,her yerde her fırsatta yargıyı eleştiren AKP Genel Başkan Yardımcısı Ergenekon” soruşturması kapsamında yapılan gözaltılarını eleştirenlere karşılık “Herkes yargı kararlarına saygılı olmalı” şeklinde bir açıklama yaptı.

Dinime küfreden Müslüman olsa“nın tam karşılığı bu oluyor galiba ?
Belki de “balık hafızalı”nın karşılığıdır.





© 2008 Ahmet ÇAKIR | Altyapı WordPress | Tema Bob
Tema Türkçeleştirme Ahmet ÇAKIR